Hicab Risalesi

Hicab Risalesi - Muhammed b. Salih el-Useymin - Neda Yayınları

Kitap Hicab Risalesi
Yazar

Muhammed b. Salih el-Useymin

Yayınevi

Neda Yayınları

Fiyatı 4.50 TL
Sayfa Sayısı 72
Boyutlar Cep Boy (11 x 16,5 cm)
Kategori(ler) Fıkıh ve İlmihal Kitapları | Hanımlarla İlgili Kitaplar
Facebook
Twitter
Facebook
Sepete Ekle 450TL

"Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mümin kadınlara örtülerini üzerlerine almalarını emret. Bu, onların tanınıp incitilmemesi için en elverişli olanıdır. Gerçekten de Allah bağışlayandır, esirgeyendir." (33 Ahzab/59)
Yüce Allah, Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’i insanları karanlıklardan aydınlığa çıkarması ve rablerinin izni ile Aziz ve Hamîd olan (Allah’ın) yoluna iletmesi için hidayet ve hak din ile göndermiştir.
O’nun gönderiliş gayesi (yeryüzünde) yalnız Allah’a ibadet edilmesini sağlamaktır. Bu ise ancak Allah’ın emirlerine bağlanıp yasaklarından kaçınmak ve bunu nefsin arzu ve isteklerinin önüne geçirip O’na hakkıyla itaat etmek sureti ile olur. Allah’ın Rasulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in gönderiş amaçlarından biri de güzel ahlâkı tamamlamak, her vesileyle bu ahlâk ilkelerine davet etmek ve kötü ahlâkı yok ederek her bir vasıta ile ondan sakındırmaktır.
Rasulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in getirmiş olduğu din her yönü ile kemale ermiştir. Onun yeniden kendisini düzenleyip tanzim edecek hiçbir mahlûka ihtiyacı da yoktur. Zira bu din her şeyi bir hikmete göre yapan, her şeyden haberdar olan, kulları için en uygun olanı bilen ve onlara karşı çok şefkatli olan Allah tarafından gelmiştir. Rasulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in kendisi ile gönderilmiş olduğu ahlâk ilkelerinden birisi de hiç şüphe yok ki hayâdır. Hayâ (utanma duygusu) Rasulullah sallallâhu aleyhi ve sellem tarafından imanın bir şubesi sayılmıştır.
Hiç kimse kadının edepli olmasının ve onun avret mahallini ve şüphe yerlerini açmaktan uzak durmasını sağlayacak bir ahlâka bürünmesinin gerek dini açıdan gerekse toplumun adetleri açısından Allah tarafından emredilen hayânın bir gereği olduğunu inkâr edemez. Yine kadının yüzünü ve insanları fitneye düşürecek yerlerini örtmesinin, onun sergileyebileceği en büyük edep ilkelerinden olduğu hususunda da hiçbir şüphe yoktur. Bu sayede kadın kendisini muhafaza eden ve fitneden uzaklaştıran bir edebe bürünmüş olur.
Vahyin, peygamberliğin, hayâ ve edebin yurdu olan şu beldelerde insanlar bu mesele hakkında doğru bir yol üzere idiler. Kadınlar hicaba bürünmüş, cilbab ve benzeri kıyafetlerini üzerlerine almış bir vaziyette sokağa çıkmakta ve kendilerine haram olan yabancı erkeklerle bir arada bulunmaktan uzak durmakta idiler. Allah’a hamdolsun ki ülkenin birçok yerinde aynı hal hâlen devam etmektedir. Ancak hicap meselesi etrafında tartışmalar meydana gelip yüz açma hususunda bir sakınca görmeyenlerin görüşleri etrafa yayılınca bazı insanların nezdinde hicap ve yüz örtme meselesinin farz mı, müstehap mı? Yoksa hakkında farz veya müstehap hükmü verilemeyecek adet ve anane türünden bir şey mi? olduğu hususunda bir takım şüpheler meydana geldi. Bu şüpheyi bertaraf etmek ve meselenin hakikatini ortaya çıkarmak için konuyu açıklayan bir kitapçık yazmayı arzu ettim. Bu kitapçık sayesinde hakkın ortaya çıkmasını ve bizleri hakkı hak bilip ona uyan, batılı da batıl bilip ondan sakınan kimselerin hidayetine vesile olanlardan kılmasını yüce Allah’tan niyaz ederim.
Başarı yalnız Allah’tandır.